İşim icabı sık sık yurt dışı seyahati yapmam gerekiyor, Eylul’09’da yaptıgım 1 haftalık İspanya seyahatinin 2.gününde, bu ülkeden bir daha hic çıkamayacağımı düşündüğüm saatler geçirdim.
İspanya ile ilgili gözlemlerimi de vereyim bu arada; İspanya’nın ve İspanyolların, Türkiye ve Türklerden tek farkı AB üyesi olmaları, trenlerin hic anons edilmeden geç kalması (diğer Avrupa ülkelerinde yarm dakikayı bile anons ederler), onlara sordugunuz yeri bilmiyorlarsa yardımcı olmak icin tüm konu komşuyu seferber etmeleri, işaret diliyle anlaşma konusundaki başarıları ve de Ispanyolca bilmeyen birisine bağırarak laf anlattıklarında karşı tarafın bunu anlayacagını sanmaları bize hic de yabancı gelen davranış biçimleri degil :)
Salı sabahı Castellon’dan trene binip Alicante’ye gittim, gorusmem gereken müşteriler Alicante’ye 20 km mesafede Novelda isimli, benim önceden şehir olduğunu zannetiğim, bir kasabanın yakınında organize sanayi bölgesindeydi. Esas planım Alicante’den, bütün öğleden sonrayı benle gecirecek, bir taksi tutmaktı ancak otobüs olduğunu öğrenince, şansımı deneyeyim derken kendimi 20 km’yi 2,5 eur ya götüren bir otobüste buldum (fiyatını otobüsün konfor (!!!) durumunu anlayabilesiniz diye özellikle vurgulamak isterim), Düsüncem, Novelda otobüs terminalinde inip önünde bekliyor olacağını düşündüğüm taksilerden birine binmekti, ancak Novelda diye beni indirdikleri yerde ne bir otobüs terminali ne de bir taksi vardı, beni Red Kit’in terkedilmiş kasabalarına benzeyen bir yerde yolun ortasında indirdiler. Genel olarak arkadaş çevresinde bir Türk kızı icin bayağı cesur olarak bilinen ben icimden dedim ‘işte bu sefer s...n Fulya’. Elimde eşyalarla, (her gece farklı bir şehirde kaldığım için valizim ve lap top çantamla bir bütün olmuştum) tek bir kişinin bile Ingilizce bilmedigi sokaklarda yürürken orta yaşlı bir bayana taksi aradığımı anlatmaya çalıştım. Bana taksinin numarasını verdi ve verirken de taksiyi cağırabilmem icin bulunduğum bulvarı ve numarayı ezberletmeye çalıştı.(Bu arada Novelda’da 2 taksi varmış, dikkatinizi cekerim 2 durak degil –Avrupa’da bizdeki gibi bir taksi duragı kavramı yok- 2 adet araba söz konusu). Bana doğruyu soyletene kadar, yanlış söylediğimi ve tekrar etmem gerektigini anlatmak icin o kadar cok omzuma vurduki sonrasında cidden acı çektim. Taksiyi aradım ama kimse acmadı bu arada sokaklarda son duamı etmek icın yer beğenmeye çalışıp, avare avare yürürken ‘Tourist Info’ yazısı gordum ve çölde serap görmüs gibi oldum.Sagolsunlar orda bana bayağı yardımcı oldular ve altın değerindeki taksici amcalardan birini ayarladılar. Istanbul’dan geldiğimi soylediğimde yuzlerinin aldığı şaşkın ifade görülmeye değerdi, başlangıç noktamın Adana oldugunu soylesem sanırım küçük dillerini yutarlardı :)
E beni ve ailemi tanıyanlar cok iyi bilir ki yukardaki hikayeyle ilgili annemle babama detay vermem annemin ışınlanarak İstanbul’a gelmesi ve beni dosdoğru Adana’ya götürmesiyle son bulurdu o yuzden onlarla konuşmalarım :’toplantılarım gayet iyi gecti simdi oteldeyim, burası cok güvenli merak etmeyin’ şeklindeydi :) Ssshhhh!!!!!
Sevgiler....
P.S. : Alicante cok guzel bir sehir, kesinlikle yaz tatili icin gidilmesi gereken bir yer.
22 Eylül 2009 Salı
Klima Macerası
Cocukken Adana’nın yaz sıcaklarından kaçıp, Istanbul’a teyzemleri ziyarete geldigimiz günleri çok iyi hatırlıyorum. (Her Adanalı’nın İstanbul’da bir evi, o yoksa bir akrabası vardır :)). Akşamları üstünüze ince bir hırka almadan oturamaz, geceleri ise pikesiz yatamazdınız. Aynı tarihlerde Adana’da ise buz gibi suyla alınmış duştan terli çıkıyor, hareket edip terlememek için ise tuvalete gitmeden kaç dakika durabildiğinizin denemelerini yapıyor olurdunuz (en azından ben öyleydim :)).
Sanırım bizim de bilinçaltımızda, eski günlerden kalma bir alışkanlıkla niyeyse Istanbul’un hala o kadar sıcak olmadığı gibi bir düşünce vardı ki eve klima alma işini bayağı bir erteledik, ancak artık İstanbul’da da hatırı sayılır sıcaklar yaşandığından, bu iş kaçınılmaz oldu.
Sevgili ev arkadaşım A.A. bir gün eve klima aldım haberiyle geldi. Bir kaç gün içinde teslimatı ve montajı yapıldı ancak tabii biz Etiler’in ve hatta sanırım İstanbul’un en eski sitelerinden birinde oturduğumuzu unutup klimamızı sorunsuz bir şekilde çalıştıracağımızı sanmıştık ancak montajı yapan adamlar elimize elektrik tesisatının eskiliğinden dolayı, klimayı çalıştırırken dikkat edilmesi gerekenler listesi tutuşturuverdiler.
- Klima 2 saatten fazla çalışmayacak.
- 20 derecenin altına düşmeyecek
- Klima çalışırken aynı hata bağlı prizlerde halojen lamba, fön makinesi vs gibi çok elektrik yakan aletler çalışmayacak.
Nasa’nın bile uzay mekiği fırlatırken bu kadar parametreyi kontrol ettiğinden şüpheliyim :) Dolayısıyla bizim icin klima çalıştırma meselesi cok bilinmeyenli bir denklem haline geldi. Henuz hala birimiz dvd izleyip, kahve için su ısıtırken, diğeri elekrikli şofbenle ısınan banyoda duş alabiliyor muydu çözebilmis olmasak da bu yazı kendimize ve klimamıza zarar vermeden sağ salim bitirdik :)
Sanırım bizim de bilinçaltımızda, eski günlerden kalma bir alışkanlıkla niyeyse Istanbul’un hala o kadar sıcak olmadığı gibi bir düşünce vardı ki eve klima alma işini bayağı bir erteledik, ancak artık İstanbul’da da hatırı sayılır sıcaklar yaşandığından, bu iş kaçınılmaz oldu.
Sevgili ev arkadaşım A.A. bir gün eve klima aldım haberiyle geldi. Bir kaç gün içinde teslimatı ve montajı yapıldı ancak tabii biz Etiler’in ve hatta sanırım İstanbul’un en eski sitelerinden birinde oturduğumuzu unutup klimamızı sorunsuz bir şekilde çalıştıracağımızı sanmıştık ancak montajı yapan adamlar elimize elektrik tesisatının eskiliğinden dolayı, klimayı çalıştırırken dikkat edilmesi gerekenler listesi tutuşturuverdiler.
- Klima 2 saatten fazla çalışmayacak.
- 20 derecenin altına düşmeyecek
- Klima çalışırken aynı hata bağlı prizlerde halojen lamba, fön makinesi vs gibi çok elektrik yakan aletler çalışmayacak.
Nasa’nın bile uzay mekiği fırlatırken bu kadar parametreyi kontrol ettiğinden şüpheliyim :) Dolayısıyla bizim icin klima çalıştırma meselesi cok bilinmeyenli bir denklem haline geldi. Henuz hala birimiz dvd izleyip, kahve için su ısıtırken, diğeri elekrikli şofbenle ısınan banyoda duş alabiliyor muydu çözebilmis olmasak da bu yazı kendimize ve klimamıza zarar vermeden sağ salim bitirdik :)
Hoşgeldim :)
Merhaba
Biraz sonundan yakalamış olsam da, blog dünyasına ben de katılmış bulunmaktayım.
Bloguma gezdiğim gördüğüm yerleri, okuduğum kitapları, izlediğim filmleri, gittiğim mekanları, yediklerimi, içtiklerimi, aldıklarımı, başıma gelen komik olayları vs vs , kısaca hayatımda sizlerle paylaşmaya değer gördüğüm her şeyi yazmak üzere yola çıkmış bulunmaktayım.
Her türlü eleştiri (olumlu olanlarına daha çok :)), fikir ve misafir yazara kapım sonuna kadar açık.
Sevgiler
Fulya
Biraz sonundan yakalamış olsam da, blog dünyasına ben de katılmış bulunmaktayım.
Bloguma gezdiğim gördüğüm yerleri, okuduğum kitapları, izlediğim filmleri, gittiğim mekanları, yediklerimi, içtiklerimi, aldıklarımı, başıma gelen komik olayları vs vs , kısaca hayatımda sizlerle paylaşmaya değer gördüğüm her şeyi yazmak üzere yola çıkmış bulunmaktayım.
Her türlü eleştiri (olumlu olanlarına daha çok :)), fikir ve misafir yazara kapım sonuna kadar açık.
Sevgiler
Fulya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

